BELGESELLER
Rasim YILMAZ -Süreyya Aydın’ı da uğurladık sonsuzluğa...

Rasim Yılmaz

Sizleri bilemem ama ben giderek nefes almakta zorlanıyorum.Öncesi bir yanaya, 34 yıldır neler gördük, neler yaşadık bu ülkede düşünsenize! Yaralarımızın biri kabuklanmaya yüz tutmadan diğeri kanamaya başlıyor. Bir türlü acımız dinmek bilmedi.
12 Eylül hukuksuzluğunun karanlık mekânlarında nice canlarımız işkencelere ve ölümlere yatırıldı. Yıllarca tükenmeye devam ettik. En son güzel insan, dostumuz, ağabeyimiz, öğretmenimiz, yoldaşımız adam gibi adam, faşizmin boyun eğdiremediği SüreyyaAydın’ı da uğurladık sonsuzluğa.
 
Sıranın kimde olduğunu bilmeden,hep tedirgin ve tereddütle karşıladık yarını. Çünkü hiçbirşeyin garantisi olmayan güvensiz bir dünyada yaşamaya çalışıyoruz.Dostlarımız azaldıkça dünyamız renksizleşerekkatlanılmaz olmaya başladı. İşte Süreyya Hocamız,geçmişimizden geleceğe uzanan yolumuzun en onurlu yolcusuydu…Çıkarcının, riyakârın,  
döneğin, işbirlikçi hainlerin kol gezdiği ülkemizde O, kavgasında sabırlı olduğu kadar da ısrarlı ve inançlıydı. Her zamankinden daha çok ihtiyacımız olduğu bir dönemde çekip gitti!
 
Ne acıdır ki; son yıllarda kâh kanserden, kâh kalp krizinden derken birçokgenç arkadaşımızı, dostumuzu, yoldaşımızı yitirdik. İnsan kendisine, 68 ve 78 kuşağı insanlarının kanser olmayıp ta ne olacaktı? Sorusunu sormadan edemiyor. Öyle ya, bunca ağır koşullara insan bünyesi nasıl dayansındı? Kalp nasıl katlansındı bunca ağır yüke? Bundandır ki erken erken göçüp gidiyor canlarımız. İşte bunlardan biri daha! Diktatörlüğün yok edemediği, en ağır koşulların altından bile dimdik ayağa kalkmasını beceren Süreyya Hocamızın,trafik kazasına kurban gitmesini içimize sindiremedik. Kabullenemedik böyle bir ölümü. Yakışmadı Hocamıza…
 
Bazen yaptığımız işlerde dostlarımızın desteğine ve güvenine ihtiyaç duyarız. Daha birkaç gün önce Ardanuçlular derneğinde karşılaştığımızda kucaklaşıp öpüştüğümüzde;“Bizim Rasim (bazen öyle hitap ederdi),gazetedeki (…) başlıklı yazının altına imzamı atıyorum.” dediğinde çocuklar gibi mutlu olmuş olmalıyım ki eve döner dönmez ilk işim internetten yazıyı indirerek, sanki ben yazmamışım gibi bir kez daha heyecan duyarak okudum. Çünkü onun öğreticiliğine ihtiyacımız vardı.
20 Aralık Cumartesi akşamı Ankara’da kara haber tez ulaştı. Ailesi, yakınları, sevenleri, dostları ve yol arkadaşları Gazi Üniversitesi Hasta hanesine akın ettiler. Her gelenin gözleri dolu, yürekleri paramparçaydı.
 

Pazar günü bu kez çevre illerden de katılanlarla hasta hanenin bahçesi katılanlara dar geldi. Dostları son görevlerini yapmak üzere ordaydılar.
Kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Sessizce gözyaşlarını yüreklerine akıtarak, alkışlar eşliğinde Artvin’in yetiştirdiği güzel insanı, öğretmenlerini, yıldızlara ulaşmak üzere, oçok sevdiği topraklara, Artvin’e uğurladık…
 
 Mücadele arkadaşlarından Rizeli Osman Buçanduygularını şöyle özetliyordu: 
 
Merhaba dostlar.
Çokçayiğit Devrimciler yetiştiren Artvin halkı; bir devrimciöğretmeni; Süreyya Aydın’ı kaybetti!
‘’Süreyya Aydın, 70’li yılların ortalarında Artvin’de gerçekleşen hızlı devrimci çoğalma sürecinin içindeydi. O dönem devrimcileri de çok iyi bilirler ki Süreyya Hoca Artvin’deki devrimcileşme sürecinin önemli mimarlarından ve emekçilerinden biriydi.
Edebiyat öğretmeni olan Süreyya Hoca,  gerçekte devrimin öğretmeniydi.Ondan mütevazılığı, bilgeliği ve kararlılığı öğrendik.
12 Eylül öncesi devrimci ve sosyalist mücadelede önemli örgütsel görevler üstlenen SüreyyaAydın; 12 Eylül Faşizminin Artvin Halkına ve devrimcilerine uyguladığı ağır İşkencelerinden geçti ve tutsaklığını yaşadı.

O, hiçbir zaman karamsarlığa düşmedi. Mütevazı yaşamı, paylaşma,  emek; sosyalizm ve devrimci mücadeleye katkısı; Artvin’den Kars’a, Rize, Samsun, İstanbul; Bursa;  İzmir ve Ankara’ ya,   kaybettiğimiz düne kadar devam etti.

Bize onu veren verimli Artvin toprağı şimdi onu geri istiyor. Ve bizler onu ana toprağı Artvin –Ardanuç’a göndereceğiz.
Dileğimiz odur ki;Çokça yiğit devrimciler yetiştiren Artvin halkı, daha nicelerini yetiştirecektir.
  Hepimizin başı sağolsun…”
 
Yine mücadele arkadaşlarından Kemal Savaş’ta yaptığı konuşmada özetle:
 
Süreyya Aydın,  ömrü boyunca toplumdaki haksızlıkları ve yolsuzlukları sorguladı. Bu uğurda mücadele etti.
O aynı zamanda iyibir sorgucuydu. Onu 12 Eylül döneminde sorguya çektiklerinde, işkencecileri ve sorgulayanları sorguladığını, biz dışarıda haber aldığımızda heyecanlanıp güç aldık, moral bulduk. Ve onun o mücadeleci ışığında bugünlere gelebildik. Bundan sonra da son nefesimize kadar mücadelesini sürdüreceğimize burada yeminle söz veriyoruz.
Süreyya Hocam, son yolculuğunda bile, Samsun’da tütün üreticilerine, Rize’de çay üreticilerine selam vere vere gidecek.
12 Eylül öncesi, öğretmen olduğu dönemde: beni de yanına alarak Usot’a gittik. Usot ormanında tıraşlama yapılıyordu. Köylüleri toplayarak sabaha kadar konuşup ikna ederek tıraşlamayı durduran kişiydi.
Onu saygı ve sevgi ile uğurluyoruz.” dedi.
 
Oğlu Kurtuluş ise yaptığı kısa bir teşekkür konuşmasında:
 
“Sevgili dostlar, yoldaşlar, hepiniz hoş geldiniz.
Babam, özgür, sömürüsüz ve barış içerisinde bir dünya özlemiyle mücadele etti. Bu mücadele içerisinde birçok bedel ödedi. Ama hiçbir zaman yüksünmedi.
Bir daha dünyaya gelecek olursa, yine aynı şeyleri yapacak olduğunu söylerken, insanlığın kurtuluşunun birlikte örgütlenerek mücadele etmelerinden geçtiğine olan inancını hep diri tuttu. dedi.
Değerli Süreyya ağabeyimiz, dostumuz, yoldaşımız, ruhun şad olsun. Mekânın yıldızlarla dolsun.
Uğurlar olsun Süreyya öğretmenimiz, uğurlar olsun...



  
540 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Üyelik Girişi
AS-DER RADYO

ŞİİR KÖŞESİ
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.13077.1592
Euro8.67138.7060
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam19
Toplam Ziyaret50727