BELGESELLER
SERBEST KÖŞE
Rahmi DEDE
Rahmi.dede@hotmail.com
Lozan Konferansı
02/08/2015
Lozan Konferansı, Türk halkının Ulusal Kurtuluş  Savaşı’nda önemli bir dönemeçtir. Birleşmiş dünya oligarşisinin  çürümeye başlayan iktidarlarıyla  Türkiye Büyük Millet Meclisinin diplomatik  kapışmasıdır. Dünya kapitalizmine karşı kazanımların masada savunulmasıLozan konferansıdır.
           11Ekim 1922’de Mudanya’da imzalanan ateş kes antlaşması  gereği 2O Kasım 1922’de Lozan’da  İtilaf Devletleriyle  barış antlaşması yapılmasına  karar alınmıştı. Daha doğrusu bir konferans düzenlenmesi kararıydı bu.
           Türkiye ile batı ülkeleri arasındaki kapışmada saldırgan ülkelerin yenilgisiyle biten, Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın barış masasında sonlandırılmasının tesciliydi LOZAN.
           Bu konferansta, Türkiye Cumhuriyeti ile  İtilaf Devletleri  arasında ki mali-ekonomik sorunlar , kapitülasyonlar, Türkiye’nin deniz ve kara sınırlarının belirlenmesi, Türk Devleti’nin bağımsızlığının  tanınması, Boğazlar konusunda yeni bir statünün hazırlanması konuları ele alındı.
         Kararlaştırıldığı üzere konferans, İsviçre’nin kentlerinden biri olan Lozan’da  2O Kasım 1922’de başladı. Konferansın genel sekreterliğine  FransızMûsigli  seçildi. Konferansta kullanılacak resmi diller: Fransızca, İngilizce, İtalyanca olacaktı.
           İngiltere’yi: Dış işleri bakanı Lord Curzon ve İstanbul’da ki  İngiliz Yüksek Komiseri Rumbold,
            
Fransa’yı:Roma Büyük Elçisi Barre ile diplomat Bompart,
İtalya’yı: İstanbul Yüksek Komiseri  MarkiGarani ile Diplomat Lage,
Japonya’yı: İngiltere Büyük Elçisi  BaronHayaşi ile Diplomat Oçia,
 Romanya’yı: Dış işleri bakanı Duça ile Diplomat Diamandyı,
Yugoslavya’yı: Dış işleri Bakanı Ninçiç  ile Diplomat Rakiç,
Yunanistan’ı: Eski Başbakanlardan Venizelos ile Diplomat Kaklamanos,
               Gözlemci olarak katılan ABD’yi: İtalyan Elçileri Child İsviçre orta elçisi Grew, İstanbul Yüksek Komiseri Amiral Bristol,
 SSCB’ni: Dış işleri halk komiseri G.V. Çiçerin
  Bulgaristan’ı: Dış işleri BakanıStamboliski
 
      Ayrıca, Belçika, Portekiz, İsveç, Danimarka, Hollanda ve İspanya temsailcileri,
              TBMM’ni : Dış işleri Bakanı İsmet İnönü, TBMM üyesi Rıza Nur ile Hasan Saka temsil ediyorlardı.
               Baktığımızda, dilimize doladığımız “Yedi Düvele Karşı “ verdik kurtuluş savaşımızı deriz ama gelin görün ki bu savaşın barış masasını tam on altı devlet sarmıştı.
                   Antlaşma tasarısının çeşitli bölümlerini incelemek üzere üç kömisyon kuruldu:
1-      Lord Curzon başkanlığındaki  birinci komisyon: Toprak sorunları,  askeri sorunlar ve Boğazların Statüsünü hazoırlamakla görevlendirildi.
2-      Garroni Başkanlığındaki ikinci komisyon: Yabancıların,  ulusal azınlıkların hukuksal sorunlarıyla  ilgiliydi.
3-      Barrere Başkanlığındaki üçüncü komisyon: Mali – Ekonomik sorunları irdeleyecekti.
Her ülke kendi çıkarlarına uygun düşen konulara ağırlık veriyordu.
Fransa: Osmanlı’ya yatırdığı tefeci kapital miktarı olan üç buçuk milyon altın frankı kaybetmemek için mali-ekonomik konularla ilgilenmeyi yeğledi.
İngiltere: SSCB’ne karşı yayılma planında  kullanmaya elverişli Boğazlar Statüsünden yanaydı.
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği(SSCB): Emperyalizmin açık hedefi olmamak için Boğazların  Türkiye Cumhuriyeti ‘nin egemenliğine verilmesi, bağımsız Türkiye’nin yaratılmasını istiyordu.
İngiltere  Mondros Silah Bırakışması’nın ardından  Musul’u işgal etmişti. Musul bölgesini  ele geçirme, SSCB’nin dışındaki ülkelerin hepsinin ortak ereğiydi.
         Kapitülasyonlar ve yabancı kapitalin Türkiye’de ki başlıca ayrıcalıklarının korunması tüm ülkelerin kapitalistlerinin ortak arzusuydu.
         ABD: Kendi ülkesinin çıkarlarını yurt dışında korumak, geliştirmek için, “Yabancı Hakları “ sorunları  üzerinde durmayı uygun bulmuştu.

               Ayrıca ABD temsilcileri Birinci Paylaşım Savaşı’nda ve kurtuluş savaşında  Türkiye  tarafından ABD’nin uğratıldığı zararların ödetilmesi konusunda ısrarlıydı.
               Konferansa zafer kazanmış olarak gelen Türkiye, emperyalistlerin oluşturdukları İtilaf Devletleri’nin tehdit ve şantajları, ültimatomlarıyla karşılaştılar.Direngen  Türk Delegeleri,  kendilerinin görüşecekleri konuları, Mustafa Kemal tarafından açıklandığı üzre, emperyalistlerin  yüzlerine baka baka  onurluca savunuldu.
1-      Türkiye sınırları “Ulusal Ant” ile belirlenen çerçevede kabul edilecek.
2-      Ülkeyi tutsaklaştıran başlıca nedenlerden biri  olan kapitülasyonlar ve mali denetimler kaldırılacak.
3-      Boğazlar üzerinde Türkiye’nin egemenliğinin kurulmasını ve  İstanbul’un güvenliğinin sağlanmasının kabul edilmesini  zorunlu görüyoruz.
4-      Türkiye, devlet borçlarının, Türkiye’den ayrılan ülkeleri de kapsamalı.
5-      Batı Anadolu’nun  yakılıp yıkılmış bölgelerinin yeniden kurulması için Yunanistan yada İtilaf Devletlerince tazminat ödenmeli.
6-      Türkiye’nin  egemenlik ve bağımsızlığı tanınmalı.
Bu kararlılığın  özetlemesini  Mustafa Kemal bildirisinde şu sözlerle yapmıştı.
“Barış, bizim ekonomik, mali ve siyasal bağımsızlığımızın  sağlanması koşuluyla gerçekleşebilir. Bu koşulları sağlayamayan bir barış antlaşmasını kabul edemeyiz.”
   Bu açıklama Türkiye’ye diz çöktürmek isteyen emperyalistleri kaygılandırdı. İtilaf devletleri kendi aralarında  yaptıkları danışma toplantılarında Türk isteklerinden ılımlı bulduklarını  kabul edebileceklerinin sonucuna vardılar.
     Türk Heyeti,  isteklerinde net ve direngendi.
       2O Kasım 1922’den Ocak 1923 ortalarına dek süren konferans çalışmaları , Türkiye’nin  sınırları, Boğazların Statüsü, Musul Sorunu, Kapitülasyonlar ve devlet borcu konularında, Lozan’daki görüşmelerin kesilmesine   yol açacak nitelikte  görüş ayrılıkları ortaya çıktı. İki ay süren oturumlardan sonra Lozan Konferansı  anlaşmanın temel sorunları üzerinde  anlaşmaya varılamadan   O4/Şubat 1923’te sona erdi.
       Türk Heyeti Ankara’ya döndü. Konferans çalışmalarının  kesintiye uğramasını fırsat bilen meclisteki feodal-dinci ve kompradör Millet Vekilleri harekete geçtiler. Mustafa Kemal ve arkadaşlarına  darbe indirmek istiyorlardı.
         Bunlar, iktidarın padişaha verilmesi, itilaf devletleri önünde boyun eğilmesi için çaba göstermektelerdi. Bu vekillerde Süleyman Necati, Selehattin ve Emin Beyler seçim kurallarını değiştirerek “ Doğu Trakya veya Anadolu’da doğmuş  yada seçim bölgelerinden  her hangi birinde en az beş yıl aralıksız yaşamış kişiler millet vekili seçilebilirler.”önerisiyle  Mustafa Kemal’in meclise girmesinin önünü kesmeyi planlamışlardı.
         Bu öneri mecliste reddedildi.
         Mustafa Kemal’in soruna ağırlığını koymasıyla O7/Mart/1923’te  İtilaf Devletleri Meclislerince hazırlanan antlaşma tasarısı oy çokluğuyla reddedildi. TBMM kararıyla Türk hükümeti barış antlaşması için karşı atağa kalktı. 188 maddenin 77si olduğu gibi bırakıldı. 22si tümüyle çıkarıldı, diğerlerinde de ifade değişiklikleri yapıldı. TBMM İsmet Paşa’nın mektubu eşliğinde barış görüşmelerinin yeniden başlaması isteğini  Konferans çağrısı olarak  İtilaf devletlerine iletti.
      İtilaf Devletleri, öneri üzerine 21/Mart 1923’te Londra’da  biraraya  geldiler. 27 Martta konferansın yinelenmesine karar aldılar. 23 Nisanda ancak toplanıldı.24 Temmuz 1923’e dek sürdü.
       İkinci devrede taraflar barışın sağlanmasından yana tavırlıydılar. Bu sefer  İtilaf Devletleri , tehdit ve ültimatom yerine barışçıl taktik kullanarak  Türkiye’yi ele geçirme ereği güdüyorlardı.
         Karşılıklı çetin tartışmaların sonunda “SEVR” yırtılmış, yerine” LOZAN” konulmuştu artık. Türkiye’nin istekleri kabul edildi. 24/ Temmuz /1923’te antlaşma kabul edildi.
          Kurulan Türkiye Cumhuriyeti, doğunun tutsaklaştırılmış halklarını, özgürlükleri ve bağımsızlıkları için emperyalizme karşı kararlı bir savaşımla esinledi.
         Bağımsızlık savaşının sonunda  Lozan Barış Konferansı, padişahlık  monarşisi yıkıntılarının altında, emperyalist tutsaklığa karşı devrim savaşımının ateşini doğurdu. Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm dünyaca kabullenilmesiyle  sonuçlandı. Barış Antlaşmasından kısa bir süre sonra  29/Ekim/1923’te  Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi.
           Bize düşen, us gücümüzü  bilim doğrultusunda kullanmak, yobazlığa, emperyalizmin dayattığı işbirlikçiliğe karşı , anti faşist, anti emperyalist  barışçıl duruşumuzu geliştirmektir. 24/Temmuz / 2O1O  Rahmi DEDE


Paylaş | | Yorum Yaz
691 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

yöremizde kültür sanat - 02/08/2018
kültür sanat edebiyat
AYLANCIĞIM - 10/09/2015
Seni gördüğümde gözlerim yuvalarından fırladı. Ciğer parem, garibim dedim, ritm tutmayan kalbimin acısıyla yere yığıldım. Bir elimle göğsümü ovuştururken diğer elimle sana ulaşmak, seni oradan çekip almak istiyordum.
ARTVİNDE MADEN ÇIKARILMASINA HAYIR EYLEMİ - 11/08/2015
Artvin, fiziki, biyolojik ve ekolojik bakımdan evrensel düzeyde insani özelliklere, estetik ve bilimsel değerlere, doğal zenginliklere sahip bir coğrafyanın adıdır. İnsani duyarlılıklarımızı canlandıran, insanda uyandırdığı soylu duygularla güzel bir
Üyelik Girişi
AS-DER RADYO

ŞİİR KÖŞESİ
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.33925.3606
Euro6.08656.1109
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam11
Toplam Ziyaret31275