BELGESELLER
Güner DEMİRCİ
gunerdemirci08@hotmail.com
BUGÜN 1 MAYIS
30/04/2021

Bugün 1 Mayıs

İşçinin, emekçinin bayramı.

Bugün İşçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü.

Bugün İşçilerin özgürlük, adalet, demokrasi, barış ve sendikal hakları yeniden kazanmak için devlete, hükümete ve sermayeye taleplerini haykırma günü.

Dünyanın her yanında işçiler iş bırakıp, kitleler halinde meydanlara çıkıyorlar. Bir yandan sorunlarının çözümüne ilişkin taleplerini dile getirirken, öte yandan seslerine kulaklarını tıkayan ve sermaye sınıfının çıkarlarını savunan hükümetlere, semaye sınıfına güçlerini gösteriyorlar.  Dolayısıyla 1 Mayıs, işçi sınıfının gücünü ölçen bir barometre özelliği taşıyor aynı zamanda. Bu bakımdan işçilerin iş bırakıp, meydanlara akması çok büyük bir önem taşımaktadır.

Ülkemizde 1 Mayıs, yıllarca onca baskı ve engellemelere, provakasyonlara, işçilerin, işçi liderlerinin konrgerillla çetelerince katledilmesine rağmen milyonların katılımlarıyla yıllarca coşkuyla kutlandı; ta ki AKP hükümeti iktidara gelerek, devletin kurumlarını bütünüyle ele geçirdikten sonra, işçi sınıfının tüm kazanımlarını ellerinden almasına kadar.

ABD, AB gibi emperyalist-kapitalist odaklar, TÜSİAD ve MÜSİAD gibi sermaye çevreleri ve muhafazakarlar ile liberallerin desteği ile 2002 yılında iktidara getirilen AKP Hükümeti demokratikleşme, siyasetin üstündeki silahlı kuvvetler ve yargı vesayetini kaldırma ve yasaklar, yolsuzluklar ve yoksulluk (“üç Y”) ile mücadele sözü vererek kitleleri kandırdı. Oysa bu hükümet döneminde yasaklar, yolsuzlıklar tavan yaptı. İktidarda olduğu 19. Yılın sonunda halk kitleleri yoksulluk altında inim, inim inlerken, insanlar çaresizlikten intihar ederek canlarına kıyacak duruma geldi.

AKP Hükümeti, İşçi sınıfına kutlayacağı bir bayram bırakmadı. Yasalarla çalışanlara tanınan haklar tek tek ellerinden alındı. Denilebilir ki işçilerin, emekçilerin haklarının budanması açısından, bugüne kadar gelmiş geçmiş cumhuriyet hükümetlerinin en acımasızı ve en fazla sermaye yanlısı olanı AKP Hükümetidır. Bu hükümet döneminde milyonlar yoksullaşırken, sermaye sınıfı kârlarını yüzlerce kez katlamıştır.

İşçi sınıfının ta 1800’lü yılların sonlarına doğru elde ettiği günük 8 saatlik çalışma süresi, 2020’lere geldiğimizde bu hükümet döneminde ‘fiilen’ ortadan kaldırıldı. Milyonlarca işçi, fazla mesai ücreti ödenmeden, sigortasız ve güvencesiz 12 saat,15 saat bazen daha fazla sürelerde çalıştırılmaya mahküm edildi. Neredeyse 18 ve 19. yüzyılın vahşi kapitalizm koşullarına geri götürüldü.  

Bir çok iş kolunda iş güvenliği diye bir şey kalmadı. Yüzlerce işçi gerekli iş güvenliği tedbirlerinin alınmadığı için iş kazaları (iş cinayetleri demek belki daha doğru olur) nedeniyle hayatlarını kaybetmektedir. Çalışanlar açısından durum o kadar kötüleşmiştir ki insanlar karınlarını doyurmak için ölümü bile göze alarak karın tokluğuna en güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kalıyorlar. Bir çok işçi ise, uygun olmayan koşullarda bile çalışacağı bir işi ne yazık ki bulamıyor. İşsizlik, çalışma yaşamı tarihinin en üst seviyesine ulaşmıştır. Çalışma yaşamında yaş sınırı fiilen kaldırılmıştır. Okullarında eğitim alması gereken onbinlerce çocuk işçi, kölelik koşullarında en ağır işlerde güvencesiz karın tokluğuna çalıştırılmaktadır.

Artık iş yasaları da işçileri, işverenler karşısında korumamaktadır. İşçinin iş güvencesi patronun iki dudağı arasındadır. Ücret adaletsizliği had sahfadadır. Ücretler, benzer ölçeklerdeki ekonomilerin olduğu ülkelerdekine nazaran oldukça düşüktür. Aynı işi yapan çalışanlar arasında birden fazla statü ile işe alma, haklar yönünden eşitsizliği de beraberinde getirmiştir; aynı işi yapanların farklı ücretler almalarından tutun da, aynı işi yapan işçilerden kadın işçilerin, erkek işçilere nispeten daha düşük ücret almalarına kadar.

Çalışanların özellikle işçilerin emeklilik koşulları ve yaşlılık aylığı bağlanma oranları bu hükümet döneminde dramatik biçimde düşürülmüştür. Anavatan Hükümetlerinden önce maaş bağlama oranı %75 lerde iken, bu oran 2000 yılında %50’ye, AKP hükümeti tarafından ise, 2008 Kasım ayından itibaren en düşük düzeye; %30'lara kadar düşürülmüştür. Emeklilere milli gelir artışında pay verilmesi de kaldırılmıştır. TÜİK’in kasten düşük tutarak belirlediği enflasyon oranlarına göre verilen maaş zamları nedeniyle emekli aylıkları her geçen gün erimektedir.

Özellikle kamu sektöründe İşe almada partizanlık, torpil uygulaması, liyakatsiz kişilerin belli mevkilere getirilmesi iş barışını bozmaktadır. Farklı görüşte olanların fişlenmesi ve mobing uygulamaları çalışanları canından bezdirmektedir. Sendika kurmak veya sendikaya üye olmak işten atılma sebebi haline getirilmiştir. Hoş çoğu sendikanın artık üyelerinin çıkarlarını ne kadar savundukları da belli değildir ya.

Kimlik siyaseti ile, sınıf sendikacılığı bitirilmiştir. Bir çok sendika işçi sınıfının çıkarlarından çok, öznel ideolojik anlayışlarına göre tavır belirlemektedir. Daha açık ifade etmek gerekirse sendika yönetimleri kendisini hangi ideolojik ‘toplumsal kimliğe’ yakın duruyorsa onlarla birlikte hareket ediyor, işçilerin, emekçilerin işveren(sermaye) karşısında birlik olmasının önünde kalın bir set oluşturuyorlar.  

Ülkemizde işçi sınıfı en zor koşullar altında yaşam mücadelesi vermektedir. Pandemi koşulları bahane ederek 1 Mayıs kutlamaları yasaklanmıştır. 15 milyona yakın işçi toplu taşıma araçlarıyla işyerlerine gidip, dip dibe çalıştıkları halde Covit 19 virüsünün yayılmasına neden olmuyorken, fiziki mesafeyi de dikkate alarak açık alanlarda yapacakları 1 Mayıs kutlamaları ‘virüsü harekete geçireceği’ gerekçesiyle hükümetçe yasaklanıyor!

İfade ettiğimiz gibi, emekçilerin coşkuyla kutlayacağı bir bayramı artık kalmamıştır. Demokrasi, anayasal hak ve özgurlükler fiilen askıya alınmış, Hükümet, uygulamalarıyla demokratik meşruiyetini kaybetmiştir. AKP Hükümeti işçi sınıfına çalışma yaşamını, hak aramayı ve sokakları dar ederek, nefes aldırmak istemiyor.

Hani derler ya “Zülmün artsın ki tez zeval bulasın” Bu Hükümet de zulmünü artırdıkça kendi sonunu da yaklaştırıyor. Artık onları  vatan, millet ve din,istismarı da işçilerin emekçilerin elinden kurtaramayacaktır.

İşçisiyle, köylüsüyle, esnafıyla tüm emekçiler, meşru ve demokratik yollarla bu zulum düzenine son vereceği günler yakındır. O zaman yeniden İşçi sınıfının bayramını; birlik, mücadele ve dayanışma gününü yeniden milyonlarla coşku içinde kutlayacağız.

Yaşasın 1 Mayıs İşçi Bayramı!

Yaşasın işçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü!



149 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ÜÇ FİDAN'NIN ANISINA - 06/05/2021
Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
KADINLAR GÜNÜ'NDE NEYİ KUTLAYALIM? - 08/03/2021
Bugün '8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'.
SOSYAL DEMOKRAT PARTİLERİN, MERKEZ SAĞ PARTİLERDEN FARKI NE? - 05/11/2020
Sosyal demokrasi ideolojisinin kökeni Marksizm'e dayanır. Amacı, kapitalizmin acımasız sömürüsüne son vermek, eşitlik, özgürlük ve sosyal adaleti sağlamaktır.
KAPİTALİZMİN SONU, BİR ÇAĞ DÖNÜŞÜMÜNÜN EŞİĞİNDE - 18/04/2020
.
GIDA GÜVENLİĞİ, SAĞLIKLI GIDAYA ERİŞİM VE KOOPERATİFLEŞME - 19/03/2020
Gıda güvenliği, gıdaların tüketim için uygunluğunun sağlanması ve tüketicilerin gıda kaynaklı sağlık risklerine karşı korunmasıdır.
ÖKSÜZ KALAN TOPRAKLAR - 28/02/2019
.
SİYASAL İSLAMCI İDEOLOJİNİN İFLASI - 05/01/2019
Toplum Gelişmesinin Tarihsel Sürecinde Din ve İslami İdeoloji
AKP-CEMAAT(FETÖ) ORTAKLIĞINDAN, 15TEMMUZ FETÖ’CÜ DARBE GİRİŞİMİNE - 31/07/2018
Fetullahçı Terör Örgütü(FETÖ), anayasasına göre
SULANDIRILAN/İÇİ BOŞALTILAN LAİKLİK İLKESİ - 29/04/2017
TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın; "Laiklik bir kere yeni Anayasa'da olmamalıdır. ... Dindar anayasa meselesinden anayasamızın kaçınmaması lazım, Dini olarak bahsetmesi lazım" ifadelerine tepkiler büyürken, Laiklik üzerine tartışmalar da yeniden
 Devamı
Üyelik Girişi
AS-DER RADYO
ŞİİR KÖŞESİ
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar13.670513.7253
Euro15.443915.5058
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam20
Toplam Ziyaret61078