BELGESELLER
Güner DEMİRCİ
gunerdemirci08@hotmail.com
KADINLAR GÜNÜ'NDE NEYİ KUTLAYALIM?
08/03/2021

Bugün '8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'.

8 Mart 1857 tarihinde, ABD'nin New York kentinde, daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başlayan işçilere polisin saldırması ve fabrikaya kilitlenmesinin ardından çıkan yangında, fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamayarak can veren çoğu kadın, 129 işçinin hayatlarını kaybettiği gün.

Bu nedenle her yıl, meydanlarda toplanan milyonlar tarafından 8 Mart günü hayatlarını kaybeden işçiler anılıyor, kadın sorunlarını dile getiren etkinlikler yapılıyor.

Elbette herkes Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlamıyor bugünü. Egemenler her şeyi gerçek bağlamından kopararak kendi sınıfsal ihtiyaçlarına göre şekillendiriyorlar.

"Kadınlar Günü nedeniyle, çiçek ve hediyelik eşya satışları rekor kırıldı" diye kocaman puntolarla haberler yapılıyor. Birçok gazetenin magazin köşesini süslüyor renkli kadın resimleriyle 8 Mart. Televizyonlarda, gazetelerde kadın resimleri çok; kadına, kadın sorunlarına dair hiçbir şey yok...

Karşılaşmalarda ya da telefon görüşmelerinde duyuyoruz:

- Kadınlar günün kutlu olsun şekerim

- Senin de şekerim

- Ayy, ne güzel çiçek bunlar, Çok teşekkür ederim hayatım, niye zahmet ettin...

Diğer kadınların ne acılar yaşadığı umurunda değil sosyetenin, yeter ki gelsin çiçekler, takılar, gelsin hediyeler...

Oysa ne büyük acılar ne büyük sorunlar yaşanıyor, bugün kadınların dünyasında.

Kadın erkek eşitsizliği, ücret adaletsizliği mi diyelim,

Kocaları tarafından canice öldürülen yüzlerce kadınımızın dramını mı sayalım,

Taciz ve tecavüzleri mi,

Erken yaşta evlendirilen kız çocuklarının dramını mı,

Ya da akşam saatlerinde, çocuklarına aş yapabilmek için çöp konteynırlarından yiyecek bulmaya çalışan kadınlarımızı mı?

Hele bir de İslam adına savaştığını söyleyen IŞİD benzeri cani örgütlerin "savaş ganimeti" olarak alıkoyduğu kadın ve kız çocuklarının, cariye olarak köle pazarlarında satılmasını mı?

Sorunları saymaya sayfalar yetmez!..

***

Erkek egemen toplumda erkek, kadının ızdırabının farkında değil; farkında olmak da istemiyor.

Kadın ise, rölünü zaten kabullenmiş; kocasına toz kondurmuyor. Şu diyalogları duymayan var mı?

- Nee, bulaşıkları kocana mı yıkıyor?

- Ne olacak, yemek de yapıyor, çocuğumuzun bezlerini de yıkıyor eşim

- Yok artık...

- Çoğu kez birlikte yapıyoruz bu işleri. Biz bir aileyiz.

- Olmaz şekerim; erkek erkekliğini bilecek, kadın kadınlığını...

Eril egemen kültürde ailede başlıyor, her şey. Daha çocuklar yetiştirilirken benimsetiliyor roller; şu erkek işi; bu kadın işi diye.

Erkek çocuk, babasının, annesine ve kendisine uyguladığı şiddetten öğreniyor, güçsüz olana şiddet uygulamayı. Erkek egemen kültür dayatması bu kez okulda, eğitim ve öğretimde devam ediyor.

Bir bakıyorsun, erkekler arasından sıyrılıyor kadın; basamakları tırmanıyor, yönetici oluyor, bakan oluyor, başbakan oluyor.

Toplumda bir umut, kadınlardan bir beklenti, bir sevinç. Siyasete kadın (ana) eli değdi, "her şey çok güzel olacak" diiyorsunuz. Yaşadığınız ise koskoca bir hayal kırıklığı...

Karşınızda egemen erkek rölünü benimsemiş bir kadın. Hukuksuzluklar, yolsuzluklar, cinayetler, faili meçhuller.

Ülkeniz yangın yeri ve 90'lı yıllar!..

***





















  1917'de Petrograd'da kadın işçilerin protestoları Rus Devrimi'ni ateşledi

Kadının ezilmesi ve sömürünün kaynağı, üretim ve mülkiyet ilişkileridir. Mülkiyetin yapısı hem sınıfsal hem de erildir. Erkeğin gücü "pazu" gücünden daha ziyade mülkiyet ilişkilerinden doğan gücüdür. Üstyapı kurumları ve kültür de buna bağlı olarak şekillenmiştir. Dolayısıyla kadınların sorunu dediğimiz şey, aslında bir erkek sorunudur aynı zamanda.

Sınıf egemenliği (dolayısıyla eril egemenliği) sürdüğü sürece kadın hakkı ihlalleri sürecek, zayıf olanlar sömürülmeye, zulüm görmeye devam edecektir.

Sömürü ve zulüm sürdüğü müddeçe de mücadele devam edecek zülmedenler de rahat yüzü görmeyecektir. Kadınlarımız haklarını elde etmek için birleştikçe, kadınıyla, erkeğile el ele vererek mücadele bayrağını yüksellttikçe zulmün iktidarı uzun sürmeyecek, son bulacaktır.

Hakları uğruna mücadelede yaşamlarını yitiren tüm kahraman kadınlarımızı saygıyla anıyor, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü kutluyorum.



64 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ÜÇ FİDAN'NIN ANISINA - 06/05/2021
Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
BUGÜN 1 MAYIS - 30/04/2021
Bugün İşçilerin özgürlük, adalet, demokrasi, barış ve sendikal hakları yeniden kazanmak için devlete, hükümete ve sermayeye taleplerini haykırma günü.
SOSYAL DEMOKRAT PARTİLERİN, MERKEZ SAĞ PARTİLERDEN FARKI NE? - 05/11/2020
Sosyal demokrasi ideolojisinin kökeni Marksizm'e dayanır. Amacı, kapitalizmin acımasız sömürüsüne son vermek, eşitlik, özgürlük ve sosyal adaleti sağlamaktır.
KAPİTALİZMİN SONU, BİR ÇAĞ DÖNÜŞÜMÜNÜN EŞİĞİNDE - 18/04/2020
.
GIDA GÜVENLİĞİ, SAĞLIKLI GIDAYA ERİŞİM VE KOOPERATİFLEŞME - 19/03/2020
Gıda güvenliği, gıdaların tüketim için uygunluğunun sağlanması ve tüketicilerin gıda kaynaklı sağlık risklerine karşı korunmasıdır.
ÖKSÜZ KALAN TOPRAKLAR - 28/02/2019
.
SİYASAL İSLAMCI İDEOLOJİNİN İFLASI - 05/01/2019
Toplum Gelişmesinin Tarihsel Sürecinde Din ve İslami İdeoloji
AKP-CEMAAT(FETÖ) ORTAKLIĞINDAN, 15TEMMUZ FETÖ’CÜ DARBE GİRİŞİMİNE - 31/07/2018
Fetullahçı Terör Örgütü(FETÖ), anayasasına göre
SULANDIRILAN/İÇİ BOŞALTILAN LAİKLİK İLKESİ - 29/04/2017
TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın; "Laiklik bir kere yeni Anayasa'da olmamalıdır. ... Dindar anayasa meselesinden anayasamızın kaçınmaması lazım, Dini olarak bahsetmesi lazım" ifadelerine tepkiler büyürken, Laiklik üzerine tartışmalar da yeniden
 Devamı
Üyelik Girişi
AS-DER RADYO
ŞİİR KÖŞESİ
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.45089.4887
Euro10.973511.0175
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam11
Toplam Ziyaret60034