BELGESELLER
Güner DEMİRCİ
gunerdemirci08@hotmail.com
GIDA GÜVENLİĞİ, SAĞLIKLI GIDAYA ERİŞİM VE KOOPERATİFLEŞME
19/03/2020


Gıda güvenliği, gıdaların tüketim için uygunluğunun sağlanması ve tüketicilerin gıda kaynaklı sağlık risklerine karşı korunmasıdır.

GDO’lu ve hibrit tohumlardan üretilmiş ve aşırı kimyasallar bulaştırılmış gıda ürünleri, kanser başta olmak üzere bir çok hastalığın ortaya çıkmasına yol açmaktadır.

Gıda güvenliğini etkileyen tüm tehlikeler  gerek üretim, gerekse nakliye depolama ve tüketiciye ulaştırma aşamalarında biyolojik, kimyasal, fiziksel bulaşmalardan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle gıda güvenliği, gıda zincirinde görev alan herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesiyle sağlanabilir.

Yaşamın devamlılığı açısından fizyolojik ihtiyaçlardan 'beslenme' ilk sırada yer almaktadır. Bu yüzden sağlıklı gıdaya erişim ve gıdaların kontrolü hayati bir önem taşımaktadır.

Dünya ölçeğindeki büyük şirketler, endüstriyel tarım uygulamaları ile gıda köntrolünü tamamen ele geçirmeye çalışmakta; çiftçileri, yerli tohumla üretim yapma yerine, ekildiğinde sadece bir kez ürün alınabilen hibrit tohumla üretime mecbur bırakmaktadır.

Gıda kontrolünün, sadece kâr etmeyi amaç edinmiş ulusal ya da ulus ötesi gıda şirketlerinin eline bırakılması, toplumun da şirketlerin kontrolüne geçmesi anlamına gelir.  "... Gıdayı kontrol eden, insanı kontrol eder"(*).  Böylece, tükettiğiniz ürünlerin üretim ve dağıtım süreçlerine müdahil olamaz, gıdaların sağlığınıza uygunluğunu kontrol edemezsiniz. Kamu otoritesinin, çok güçlü şirketlere rağmen,  bu kontrolleri gerektiği gibi yapabilmesi de mümkün olamaz. 

Hangi ürünün, nerede, nasıl üretileceğine ve tüketileceğine gıdayı kontrol eden şirketler karar vermektedir. Dolayısıyla ihtiyaçlarınızı karşılamak için halden alınarak semt pazarlarına taşınmış ve ya marketlerde raflara dizilmiş hangi koşullarda üretildiğini bilmediğiniz ürünleri satın alarak, kullanmaktan başka çareniz yoktur.

Epidemik veya pandemik özellikteki hastalıklar, savaş, kıtlık ve kuraklık gibi büyük toplumsal felaketlerin yaşandığı dönemlerde, gıda güvenliği ve gıdaya erişim daha ayrı bir önem kazanmaktadır. Bu dönemlerde piyasaya sürülen sağlıksız ürünler, stoklama, karaborsa ve fahiş fiyatlar, insanların güvenli gıdaya erişimini engelleyen başlıca sebepler olarak ortaya çıkmaktadır.

Şirketler, kâr ve rant uğruna doğal çevreyi acımazsızca tahrip ederek kirletmekte ve tarım alanlarını daraltmaktadır. Tarım alanlarının azalmasına yol açan diğer bir sebep ise, plansız ve kontrolsüz yapılaşmadır. Tarım alanlarını koruyamayan ülkeler, ithalat yoluyla endüstriyel tarım ürünlerine daha da bağımlı hale gelmektedir.

Gıdanın kontrolü, onu üretenlerle, tüketenlerin elinde bulunmadığı müddetçe, kapitalist gıda şirketleri topluma istedikleri her şeyi dayatacaklardır. Şirketler, halkın tüketimine arz ettikleri, sağlığa uygun olmayan ürünlerle toplumun sağlığını bozacak, öte yandan tedavi amacıyla piyasaya sürdükleri ilaçlarla da kârlarını katlayacaklardır.

Peki, içinde bulunduğumuz koşullarda üretici ve tüketicilerin, tükettikleri gıda ürünlerinin üzerinde söz sahibi olabilmeleri mümkün müdür?

Üretim araçlarının kamusal mülkiyeti sağlanmadan ve toplumcu bir düzene geçilmeden bunun kesin olarak çözümü mümkün değildir. Ancak, küçük üretici ve tüketicilerin, kâr amacı gütmeyen kooperatiflerde bir araya gelmeleri, örgütlü bir güç olmalarını sağlayacaktır. Böylece hangi koşullarda neyi, nasıl üretileceklerine ve tüketileceklerine birlikte karar vermelerinin yolu açılacaktır.

Ne yazık ki mevcut irili ufaklı üretici ve tüketici kooperatiflerinin bir çoğu, toplum yararına faaliyet gösterme anlayış ve vizyonundan oldukça uzaktır. Sadece faaliyet gösterdikleri dar bir çerçevede hizmet vermekte, kârlılığı gözeterek, şirketlere benzemeye çalışmaktadırlar.

Üretim ve tüketim kooperatifleri kâr amaçlı kuruluşlar değildir. Kooperatifler, üretim ve tüketim zincirindeki süreçlerde üretici ve tüketicilerin birlikte yer aldığı, eşitlikçi ve dayanışmacı anlayışla işletilen ve toplum sağlığı ve toplum yararını esas alan kuruluşlardır.

Bugün gıda güvenliği, sağlıklı gıdaya ulaşım ve kooperatiflerin işlevleri gibi hususların, toplum tarafından tam olarak  kavranamadığı anlaşılmaktadır.

Toplum sağlığının ulusal ya da ulus ötesi şirketlerce hiçe sayıldığı günümüzde, Kooperatiflerin gerçek işlevinin doğru bir biçimde anlatılması ve bilince taşınması önemli bir görev hâline gelmiştir. 18.03.2020

(*)Henry Kissinger 1970



144 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KAPİTALİZMİN SONU, BİR ÇAĞ DÖNÜŞÜMÜNÜN EŞİĞİNDE - 18/04/2020
.
ÖKSÜZ KALAN TOPRAKLAR - 28/02/2019
.
SİYASAL İSLAMCI İDEOLOJİNİN İFLASI - 05/01/2019
Toplum Gelişmesinin Tarihsel Sürecinde Din ve İslami İdeoloji
AKP-CEMAAT(FETÖ) ORTAKLIĞINDAN, 15TEMMUZ FETÖ’CÜ DARBE GİRİŞİMİNE - 31/07/2018
Fetullahçı Terör Örgütü(FETÖ), anayasasına göre
SULANDIRILAN/İÇİ BOŞALTILAN LAİKLİK İLKESİ - 29/04/2017
TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın; "Laiklik bir kere yeni Anayasa'da olmamalıdır. ... Dindar anayasa meselesinden anayasamızın kaçınmaması lazım, Dini olarak bahsetmesi lazım" ifadelerine tepkiler büyürken, Laiklik üzerine tartışmalar da yeniden
SOL YANINI YİYİP, TÜKETEN ‘KEMALİST CUMHURİYET’ - 21/06/2016
“Kemalizm”, adını Anadolu’nun işgal edilmesine karşı yapılan direnişin önderi Mustafa Kemal’den almaktadır.
KÜRT SORUNU VE AKP’NİN ‘ÇÖZÜM SÜRECİ’ - 16/03/2016
İslami(milli görüş) geleneğinin devamı olan Fazilet Partisinden ayrılarak, 14 Ağustos 2001' de kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi(AKP), ABD’nin desteği ile devraldığı mevcut sistemi ‘neokapitalist-neoemperyalist sistem içinde çağ dışı bir zihniyetle
BİR ‘ILIMLI İSLAM’ PROJESİ OLARAK AKP - 13/01/2016
Soğuk savaş döneminde, Sovyetler Birliği’nin güneye -sıcak denizlere- doğru inmesini engellemek isteyen Amerika Birleşik Devletleri(ABD), geliştirdiği ‘Yeşil Kuşak Teorisi’ çerçevesinde, komünizme karşı radikal cihatçı İslami akımları destekledi.
Derneğimiz ''AS-DER'' Hakkında - 08/04/2015
980'li yılarda, uygulanan sosyoekonomik politikaların da etkisiyle kırsaldan -özellikle Doğu, Güneydoğu ve Karadeniz illerinden başta olmak üzere- Büyük kentlere doğru hızlı bir göç yaşandı. Artvin bölgesinden de binlerce aile göç ederek, çoğunlukla
Üyelik Girişi
AS-DER RADYO

ŞİİR KÖŞESİ
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.77706.8041
Euro7.56017.5904
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam9
Toplam Ziyaret41876