BELGESELLER
Güner DEMİRCİ
gunerdemirci08@hotmail.com
SOL YANINI YİYİP, TÜKETEN ‘KEMALİST CUMHURİYET’
21/06/2016

SOL YANINI YİYİP, TÜKETEN  ‘KEMALİST CUMHURİYET’

“Kemalizm”, adını Anadolu’nun işgal edilmesine karşı yapılan direnişin önderi Mustafa Kemal’den almaktadır. ” …Direnişi kırmak için çalışan emperyalist güçler ve onların işbirlikçisi olan Damat Ferit hükümetleri, başlangıçta bu direnişçileri, biraz da küçümser bir yaklaşımla, Kemalistler ya da Kemalîler diye adlandırmışlardı”(*).


‘Kemalizm’ kavramı Türkiye’de ilk olarak 1930 yıllarda kullanılmaya başlamıştı.  Kemalizm’in temel ilkelerini ifade eden ‘Altı Ok’, 15 Mayıs 1931 tarihinde CHP ‘nin sembolü haline gelmiş, CHP ‘nin dördüncü Büyük Kurultayında da “Kemalizm kavramı ilk defa olarak parti programında kullanılmaya başlanmıştı.

Kemalist(Atatürkçü) düşünce, Emperyalistler ile işbirlikçilerinin Anadolu coğrafyasının işgaline karşı Mustafa Kemal önderliğinde yürütülen direnişle bağımsız bir ulus devlet yaratmayı hedefleyen mücadele içerisinde doğmuş, dağılan ve yıkılan bir imparatorlukta, egemenliğin Tanrı adına kullanan Padişahtan alınıp, millete verilmesi anlayışıyla şekillenmiştir.

Mustafa Kemal, siyasi yapıyı adım, adım hilafet ve saltanattan uzaklaştırarak, modernist, laik bir çizgiye getirmiştir. Bu yüzden Kemalist düşünceye asıl damgasını vuran anlayış laiklik, antiemperyalizm ve ulus egemenliğine dayalı Cumhuriyet ilkeleridir.

Kemalist Devrim’in Başlangıçtaki antiemperyalist tutumu, Cumhuriyet ve Laiklik prensipleri, İnsanı ümmet ve kul olmaktan çıkartıp, özgür birey ve yurttaş yapan, kadına toplumsal alanda rol biçen, modernleşmeci, aydınlanmacı, bilime ve araştırmaya önem veren anlayışı çok değerli ve önemli kazanımlardır. Bu, tarihsel olarak Kemalist Cumhuriyetin ilerici ve sol yanını ifade etmektedir.

‘Kemalist Cumhuriyet’in Derebeylik sistemini ortadan kaldırmak için gerçekleştirilmek istediği toprak reformu girişimleri, çağdaş medeniyetler seviyesine çıkmış yeni bir toplum yaratılması hedefi, okuma yazma seferberliği, köylünün şeyh-ağa-tarikat üçgeninden kurtarılarak aydınlanması ve özgürleştirilmesi için Köy Enstitülerinin kurulması, toplumun modernleşmesinin önemli yapı taşlarından olan medeni kanun kabul edilmesi o günün koşullarında çok önemli ve ileri adımlardı.

Kemalist(Atatürkçü) düşünceye göre Anadolu'nun tüm insanları, etnik kökenine bakılmaksızın ulusun bir parçası sayılmakta; "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” denilmektedir. Kemalist Ulus anlayışı bir ırka, bir etnisiteye dayanmamakta; Anadolu'nun tüm insanları, etnik kökenine bakılmaksızın modern Türk ulusun bir parçası sayılmaktadır.

1923’te kurulan genç Türkiye Cumhuriyetinde halk “imtiyazsız, sınıfsız ve kaynaşmış” bir toplum olarak ifade edilse de “Askeri-Sivil” aydın zümrenin başını çektiği Kemalist hareket, ideolojik-sınıfsal yapısı itibariyle burjuva karakteri taşıyordu.

Türkiye Cumhuriyeti'nde burjuvazi, bir sınıf olarak tekâmül etmemiş olduğu için, burjuvaziyi de bizzat devletin kendisi yarattı. 1923’te toplanan İzmir İktisat Kongresinde özel teşebbüsü devletçe destekleyecek kararlar alınmıştı. Bu dönemler Türkiye kapitalizminin devlet desteğiyle gelişme dönemleriydi.

Dinsel oluşumlar toplum hayatında önemli bir yer tutmaktaydı; ulus devlet, toplumun din hizmetlerini, 03 Mart 1924 tarihinde kurulan Diyanet İşleri Reisliği aracılığı ile Sünni-Hanefi inancına dayalı olarak  yürütecek, böylece dinsel alanı kontrol etmeye çalışılacaktı.

Ulus Devletin temelini millet olarak Türklüğe, sınıfsal olarak burjuvaziye, dini olarak ta Sünni-Hanefi mezhebine oturtan anlayış, pratikte diğer sınıfsal, etnik ve inanç yapılarının baskılanmasına ve yok sayılmasına yol açtı. Bu da Türk ve İslam sentezli devlet anlayışının gelişmesine esaslı bir zemin oluşturdu.

Kemalist hareketin içinde, halkı kendi yanlarına çekmek ve muhalefetin gelişmesini engellemek için dini siyasette kullanmaktan geri durmayan, millet yardakçısı(popülist),  diğer etnik ve dinsel kimlikleri reddeden, sola kapalı ve emek karşıtı, emperyalist ülkelere bağımlılığa yol açan politikaları hayata geçirecek(“Sağ Kemalist”) eğilimler egemen olmaya başladı.

Zaman içinde, toprak reformu girişimlerinin baltalanması, NATO'ya girilmesi, Köy Enstitülerinin kapatılması ve imam hatip okullarının açılması Cumhuriyetin bağımsız, ilerici ve çağdaş bir devlet olma yolundaki yolundaki kazanımlarını aşındırdı.

Kemalizm’in bütün sağ varyantları, Özellikle 14 Mayıs 1950 Seçimlerinin ardından iktidara gelen Demokrat Parti döneminden sonra, temsil ettikleri egemen sınıfın çıkarları uğruna partileriyle, askeri sivil bürokrasisiyle, devletteki illegal oluşumlarıyla, Komünizmle Mücadele Derneği ve diğer faşist gençlik örgütlenmeleriyle her türlü muhalefete, ilerici sol hareketlere ve emek örgütlenmelerine karşı tutum aldılar; onları baskı yıldırma, sürgün, işkence, tutuklanma ve katliamlara maruz bıraktılar. Zira “Kemalist devlet, Laik Cumhuriyeti korumaktan çok kendini komünizmden korumak” zorundaydı!

Devrimci gençlik ve DİSK’in öncülüğünde yükselen halk muhalefeti ve İşçi sınıfının mücadelesini bastırmak amacıyla gerçekleştirilen 12 Mart 1971 muhtırası ve özellikle de 12 Eylül 1980 askeri darbeleri Sol’un üzerinden adeta bir silindir gibi geçti,  Türkiye işçi Partisi, Dev-Genç kapatıldı ve liderleri tutuklandı. Devrimci sosyalist yurtseverler katledildi, idam sehpalarına çıkartıldı

Sola karşı MHP gençliği öne çıkartıldı. Darbeci 12 Eylül 1980  cuntası tarafından onlarca devrimci vurularak ya da idam edilerek katledildi, yüz binlerce kişi gözaltına alındı. İki milyona yakın yurttaş fişlendi. Açılan davalarda yüz binlerce kişi yargılandı.

1950 Demokrat Parti iktidarı döneminden başlayarak, her iki (12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980)  faşist askeri müdahale döneminde sosyalistlerin yanı sıra, laik, antiemperyalist toplumcu–sol Kemalistlerde bu baskı ve zulümlerden nasibini aldı; zaman içinde askeri ve sivil bürokrasiden tasfiye edildi.

Devletin egemen siyasal gücü olan Sağ Kemalistler “Türkiye Devletinin bekası, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü” bahanesiyle kendi Sol’unu ve Sosyalist Solu siyaset dışına itti; baskı, tutuklama işkence ve katliamlarla etkisiz hale getirdi.

Sonuç olarak; Burjuvazi ve emperyalizmin çıkarları uğruna tüm Sol’u kaba, kırıcı ve hırpalayıcı bir biçimde ezen Sağ Kemalistler, Cumhuriyeti ileriye taşıyacak, onu toplumcu demokrasi ile taçlandıracak ilerici ve çağdaş birikimden ve örgütlülükten yoksun bıraktı.

Sol’un karşısına kol kanat gerdikleri İslamcıları ve “soğuk savaş (Amerikan) milliyetçisi” faşistleri dikerek, gericiliği ve muhafazakârlığı büyüttüler. Bu koşullarda gelişen, serpilerek büyüyen Siyasal İslamcılar dünyadaki iktisadi ve siyasi konjonktürden de istifade ederek devleti ele geçirdi ve Cumhuriyeti’nin neredeyse bütün kazanımlarını tasfiye etti.

Sağcı Kemalistler bu tutumlarının bedelini Devleti teslim ettikleri siyasal İslamcıların kontrolündeki mahkemelerde açılan “Ergenekon” ve “Balyoz” gibi davalarda yargılanıp, hapse atılarak ödediler.

Bugün, devlette yeniden söz sahibi olabilme uğruna siyasi iktidarla uzlaşan, büyük ölçüde onun politikalarını destekleyen "Ulusalcı Sağ Kemalist’ler"in gericilikle, dincilikle hesaplaşması, kaybettirilen Cumhuriyet kazanımlarını geri alması ve demokrasinin yeniden tesis edilerek daha ileriye taşınması mümkün değildir.

Ülkeyi daha ileriye; eşitlikçi, özgürlükçü, laik demokratik bir cumhuriyete taşıma görevi en başta sosyalistler olmak üzere, bunu talep eden toplumun ilerici demokratik güçlerinin omuzlarındadır.

Türkiye’nin demokratik güçlerinin en öncelikli ve zorunlu görevi, ülkeyi diktatörlüğe ve karanlığa sürükleyen gericilikle ve dincilikle hesaplaşmasını tamamlaması, Cumhuriyeti yeniden inşa etmesi ve onu laik, demokratik sosyal hukuk devleti analyışı ile taçlandırmaktır.
21.06.2016

(*) K.emalizm’in Düşünsel Temelleri Ve Tarihsel Oluşumu-Yrd.Doç.Dr.Mustafa Albayrak



152 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ÜÇ FİDAN'NIN ANISINA - 06/05/2021
Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
BUGÜN 1 MAYIS - 30/04/2021
Bugün İşçilerin özgürlük, adalet, demokrasi, barış ve sendikal hakları yeniden kazanmak için devlete, hükümete ve sermayeye taleplerini haykırma günü.
KADINLAR GÜNÜ'NDE NEYİ KUTLAYALIM? - 08/03/2021
Bugün '8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'.
SOSYAL DEMOKRAT PARTİLERİN, MERKEZ SAĞ PARTİLERDEN FARKI NE? - 05/11/2020
Sosyal demokrasi ideolojisinin kökeni Marksizm'e dayanır. Amacı, kapitalizmin acımasız sömürüsüne son vermek, eşitlik, özgürlük ve sosyal adaleti sağlamaktır.
KAPİTALİZMİN SONU, BİR ÇAĞ DÖNÜŞÜMÜNÜN EŞİĞİNDE - 18/04/2020
.
GIDA GÜVENLİĞİ, SAĞLIKLI GIDAYA ERİŞİM VE KOOPERATİFLEŞME - 19/03/2020
Gıda güvenliği, gıdaların tüketim için uygunluğunun sağlanması ve tüketicilerin gıda kaynaklı sağlık risklerine karşı korunmasıdır.
ÖKSÜZ KALAN TOPRAKLAR - 28/02/2019
.
SİYASAL İSLAMCI İDEOLOJİNİN İFLASI - 05/01/2019
Toplum Gelişmesinin Tarihsel Sürecinde Din ve İslami İdeoloji
AKP-CEMAAT(FETÖ) ORTAKLIĞINDAN, 15TEMMUZ FETÖ’CÜ DARBE GİRİŞİMİNE - 31/07/2018
Fetullahçı Terör Örgütü(FETÖ), anayasasına göre
 Devamı
Üyelik Girişi
AS-DER RADYO
ŞİİR KÖŞESİ
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.45089.4887
Euro10.973511.0175
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam14
Toplam Ziyaret60037