BELGESELLER
SERBEST KÖŞE

Güner DEMİRCİ

Güner DEMİRCİ
gunerdemirci08@hotmail.com
ÖKSÜZ KALAN TOPRAKLAR
28/02/2019

ÖKSÜZ KALAN TOPRAKLAR

Ülkemizde, 1980 yılından itibaren ‘serbest piyasa ekonomisi’ de denilen, neo-liberal ekonomi politikalarının devreye sokulması, halkın kırsaldan, büyük şehirlere doğru hızlı bir şekilde göç etmesine neden oldu.

İthal ikameci politikalardan vazgeçilerek tarımsal ürünlerin ithalatının serbest bırakılması sonucu, tarım alanları adım adım ulusal ve uluslararası şirketlerin kontrolüne geçti. Böylece kendi topraklarında ekmeğini, geleceğini kazanma umudunu yitiren milyonlarca insan topraklarını terkederek, akın akın büyük şehirlere göç etti.

Arvin halkı olarak bizler de bu gelişmelerden payımıza düşeni aldık. Aş için, iş için, çocuklarının geleceği için, eşsiz doğasıyla görenleri kendine hayran bırakan doğduğumuz toprakları terk ederek, yurdun değişik bölgelerine göç etmek zorunda kaldık.

12 Eylül 1980 darbesiyle gençlik üzerinde uygulamaya konan ağır baskılar, kısıtlı iş imkânları, Çoruh Vadisinin verimli toprakları üzerine yapılan barajlar ve HES’ler, burada  yaşayanların büyük çoğunluğunun büyük şehirlere göç etmesine neden oldu.

Bizler göç ettiğimiz kentlerde büyük sıkıntılarla karşılaştık. Zorluklar içinde kendimizi ve çocuklarımızı yetiştirdik, meslek sahibi olduk,  iş bulduk, çalıştık ve çalışmaya devam ediyoruz.

Bizlerin terk etmek zorunda kaldığımız ve adeta öksüz bıraktığımız topraklara uluslararası şirketler el atmıştır; İşletmeye açılmak istenen taş ocakları, HES’ler ve yüzlerce maden işletme ruhsatıyla doğamız tahrip edilmekte, tarımsal alanlarına zarar verilmekte, sularımıza, meralarımıza ve yaylalarımıza el konulmaktadır.

Bildiğiniz gibi bugün Türkiye’de, insan sağlığını hiçe sayan, kimyasallar kullanılarak, hibrit tohumlardan üretilmiş, hormonlu, GDO’lu ürünleri tüketen bir toplum haline getirilmiş bulunmaktayız. Hangi koşullarda yetiştirildiği bilinmeyen gıda ürünlerinin ithalat yoluyla ülkeye sokulması sağlığımızı tehdit ederken, bu durum tarım ve hayvancılık yapan çiftçilerin de yok olmasına yol açmaktadır.

Büyük Şirketler, üretim ve pazarlama birimleri ile piyasa hâkimiyetini tamamen ele geçirmiştir. AVM türü merkezlerde neyin, nerede satılacağını belirlemişlerdir. Üretici çiftçilerin maliyetinin altında bir fiyatla tüccara satmak zorunda olduğu tüm tarımsal ürünler, sofralarımıza aşırı yüksek fiyatlarla gelmektedir. Bu durumu yaratanlar, fiyatları düşürmek adına her türden ürünü ithalat yoluyla pazara taşımaktadırlar. Bizler için sağlıklı ve uygun fiyatlarla piyasaya arzedilen gıdaya kolay bir biçimde ulaşmanın artık imkânı kalmamıştır.

Öyleyse soruyoruz: Bizler, Üretici ve Tüketici kooperatifleri kurmak suretiyle neden bir araya gelmiyoruz. Bizler uygun fiyatlarla arzedeilen gıda ürünlerini neden kendi üreticimizden temin etmne yoluna gitmeyelim? Bizim topraklarımız ne güne boş duruyor?

Hepimiz birer tüketiciyiz. İhtiyacımız olan gıda ürünlerini AVM’lerden veya yüksek fiyatlarla satışa sunulan semt pazarlarından satın alıyoruz. Oysa ihtiyacımız olan gıda maddelerini kooperatifimiz aracılığı kendi çiftçimizin sağlıklı ve doğal koşullarda ürettiği ürünlerden karşılayabiliriz. Bu sayede sağlıklı, kaliteli ve uygun sayılan fiyatlarlarla ihtiyaçlarımızı karşılarken, diğer yandan terkettiğimiz topraklarda yeniden tarımsal üretimin canlanmasını sağlayabiliriz.

Bu sayede, üreticiler verdikleri emeğin karşılğığını alırken, toplum sağlıklı, güvenilir ve ucuz gıdaya kavuşur, çevrenin korunur ve piyasaya hakim olan ulus ötesi şirketlere olan bağımlılık ta ortadan kaldırılılabilir.

Kooperatifleşme suretiyle, hâlâ köyündeki toprakların mülkiyetini elinde bulunduran köylümüzün iktisabında olan tarımsal alanların, suların, mera ve yaylaların uluslararası şirketlerin eline geçmesine mani olunmalıyız. Maden işletmeleri ve HES’lerle tarım alanları ve doğanın tahrip edilmesine, suların kirletilmesi ve satılmasına engel olmalıyız.

Elbette kooperatif kurulurken üretim ve tüketim boyutu birlikte ele alınacak ve her iki alan da birlerini tamamlayan unsurlar olarak görülecektir. Böylece üretici köylü ile kentli çalışanların aynı düzlemde birlikteliği sağlanmış olacaktır.

Böylelikle bir taraftan toprağımıza, suyumuza yeniden sahip çıkarken, yaratılan iş imkânları ile işsiz insanlarımıza istihdam imkânı yaratmış, Artvin’imizin sosyal ve kültürel gelişmesine katkı sağlamış ve nihayetinde tüketici olarak bizler de uygun fiyatla sağlıklı gıdaya ulaşma olanağını yakalamış olacağız.

Artvin ve ilçelerinde tarımsal üretim faaliyetinin yeniden hayat bulması ve gelişmesi, bizlerin buna olan samimi inancına, bu doğrultuda atılacak somut adımlara ve yoğun bir çalışmaya bağlıdır. Hiç kuşkunuz olmasın; ülkemizin her hangi bir yerinde bu yönde atılacak adımlar ve elde edeceğimiz başarılar, diğer bölgeleri de etkileyecek; oralarda da benzer gelişmelerin olmasını sağlayacaktır.

Öyleyse ne duruyoruz, haydi öksüz topraklara sahip çıkmaya, haydi kurumuş, susuz kalmış topraklara yeniden can vermeye. 13.02.2019



Paylaş | | Yorum Yaz
29 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SİYASAL İSLAMCI İDEOLOJİNİN İFLASI - 05/01/2019
Toplum Gelişmesinin Tarihsel Sürecinde Din ve İslami İdeoloji
Derneğimiz ''AS-DER'' Hakkında - 08/04/2015
980'li yılarda, uygulanan sosyoekonomik politikaların da etkisiyle kırsaldan -özellikle Doğu, Güneydoğu ve Karadeniz illerinden başta olmak üzere- Büyük kentlere doğru hızlı bir göç yaşandı. Artvin bölgesinden de binlerce aile göç ederek, çoğunlukla
Üyelik Girişi
AS-DER RADYO

ŞİİR KÖŞESİ
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.46045.4823
Euro6.19916.2239
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam3
Toplam Ziyaret32659