BELGESELLER
SERBEST KÖŞE

Rahmi DEDE

Rahmi DEDE
Rahmi.dede@hotmail.com
yöremizde kültür sanat
02/08/2018

 

                                                  YÖREMİZDE KÜLTÜR, SANAT, EDEBİYAT

Uygar insan, anlamlı yaşamdan yanadır. Karnı tok, sırtı pek olmanın yanında düşün yapısını geliştirmeyi yeğler. Yaşadığı toplumun etkin bireyi olma gayreti içindedir. Başarıya ulaşmak için hoş görüyü elden bırakmaz. İnceleme araştırma yapması, gördüklerinden sonuçlar çıkarması onu toplum içinde örnek alınacak duruma getirir. Çevresindekiler onun yapıcı yaratıcı öngörülerinden yararlanırlar. O da, içinde yaşadığı halkın takdir duygularıyla serpilip gelişir. Aranılan bir değer olmanın onuruyla kıvanır. Bu pozitif değerlerin her biri, insanı insanlaştıran ana öğelerdir.

Kültür ise, insanı birey konumuna yükselten olgular bütünüdür. Geçmişten günümüze doğa olaylarını sebep sonuç ilişkileriyle irdeleyenler, toplumsal gelişmeye yardımcı olmayı benimseyenler kültürel birikimi olan bireylerdir. Yaratılan olumlu bilgi birikimleriyle donananlar, yaşadığı doğanın bir parçası olduklarını özümsemişlerdir. Önüne çıkan sorunları bilimsel ölçütlere dayalı yöntemlerle değerlendirmeleri bu nedenden ötürüdür.

Doğanın bağrında yaşayan canlı varlıklara güvenceli gelecek sağlamaktan yana tavırlar alışı da bu sebebe dayanır. Bireyler arasında, renk, inanış, cinsiyet, ayırımı yapmanın kültürel olgunluğa eremeyenlerin ilkel davranışları olduğu savının ileri sürülmesi boşuna değildir.

Evrensel kültürü özümseyenler, insanlığın kaydettiği toplumsal gelişimleri tarihsel süreçleri içinde değerlendirince, İlkel Komünal Toplum, Feodal Toplum, Kapitalist Toplum, bunların bir üst aşaması Sosyalist Toplum biçimleriyle karşılaşırlar. Adı edilen bu toplumsal yapılara egemen olan anlayışlar, kendilerine özgü gelenek-göreneklerle gün yüzüne çıkarlar.

 Kültürel kavramların bilgi içermeleri yanında sabırla bezeli olduklarını adını ettiğimiz toplumsal yapıların işleyişlerinde somut olarak görebiliriz. İnsanlığı yoran bazı sapkın davranışları, yaşanılmış olumsuzlukların uzantıları sayabiliriz.

 Toplumu yönetme gücünü eline geçirenlerin yönetmedeki beceriksizlikleri, çıkarcı davranışları, toplum sağlığını çürüten etmenlerden olduğu yadsınamayacak gerçeğin ta kendisidir. Yönetimde baş gösteren bozulmaya dikkatleri çekenler hep bilim insanları, yazarlar ve şairler olmuşlardır. Etkili ve yetkililere bıkmadan-usanmadan, korkmadan bilimsel değerlendirmelere dayalı inceleme araştırmalar yapmalarını insanlık tarihine not düşecek cesaretle önerdiler.

 Ozanlar da, toplumsal çürümeleri sezinleyen duyarlı insanlardır. Ayırdına vardıkları tehlikeli gidişe halkın dikkatlerini çekmeye çalışırlar. Sağlıklı önerilerini kültür hamuruyla yoğurdukları sözcüklerle sazlarının eşliğinde yansıtırlar. Karış karış dolaştıkları yaşam alanlarında yaşayanlara yönetimle ilgili endişelerini duyurmaya çalışırlar. Onlar, kültürün esinleyen hamuruyla piştikleri için yanlış uygulamaların üstüne korku duymadan yürürler.

 Okulların olmadığı, iletişim araçlarından yoksun yaşanıldığı dönemlerde halkımız, ozanlarının uyarılarını uslarına yerleştirmeye özen gösteriyorlardı. Kendilerini uyaran aydınları, ozanları, yaşadıkları dönemin kültür ulakları kabul ediyorlardı. Ozanlarına ‘aşık’ adıyla seslenerek iyiye, doğruya, güzele, kavuşmaya odaklanıyorlardı. Bu arada kültürlerine dinleme adabı diye yeni bir kavramı yerleştirdiler.

Anadolu insanında uyaklı sözlerle anlatma yeteneğinin mucidi oldular. Bireylerin benimsediği bu türden davranışlar zamanla toplum içinde yaygınlaştı,  giderek toplumsal kurallara dönüştü. Kurallar, birlikteliği pekiştirmenin, dayanışmayı geliştirmenin bağlayıcı hükümleri oldular. Yaşam, hak eşitliği temeline dayalı kuralları  dayatıyordu.

 Yönetenlerin sorumsuz davranma istemlerini engelleyen toplumsal kurallar yetkililerce yok sayılmaya başlayınca toplumda huzursuzluklar baş gösterdi. Halk, önü alınamaz yolsuzluklarla sarsıldı. Yönetenlerin baskıya dayalı örgütlü gücü olan devlet, yürütme işlevinde toplumsal kültüre uymayan yasalara işlerlik kazandırma yolunu seçti. Halkın beklentileri, kültürel anlayışları dikkate alınmaz oldu. Büyük Önder Mustafa Kemal, emperyalizmin işgalci güçleri Ankara’ya dayandıkları sırada öğretmenlerin toplantısına katılmasıyla halkın beklentilerine, kültürüne ne denli önem verdiğinin önemli kanıtlarından birini sergilemişti. Çin Halk Cumhuriyeti, Mao Zedung’un gerçekleştirdiği kültür devriminde de aynı anlayışı görüyoruz. Küba Halkının, lideri Fidel Castro’nun öncülüğünde, on bir milyonluk ülkenin tamamı edindikleri dayanışma kültürü sayesinde ülkelerini emperyalistlere karşı savunma zinciriyle korumayı başardı. Gençliğimizin efsane lideri Deniz Gezmiş, bağımsızlık kültürünün ateşiyle 01-11-1968’de başladığı Samsun’dan Ankara’ya yürüyüşünü başarıyla tamamladı. Atatürk’ün bağımsızlık anlayışını benimsediğini dünya kamuoyuna kanıtladı. Kılıçdaroğlu’nu da, Ankara’dan İstanbul’a yürüten, Türk Halkı’nın adalete olan inancının kültürü olmalı.

İnsanlar zaman içinde umulmadık durumlarda beklenmedik davranışlar sergileyebilirler. Kişiliklerini donatan kültürlerine uygun devinirler.

Ardanuçlu Aşık  Efkâri:

                                         Nene nene Fatma nene

                                        Tavuğa taşi atma nene

                                        Kıracaksın bacağını

                                       Yıkacaksın ocağımı…

diyerek harekete geçiyor. Komşusunun tavuğa taş atışıyla kendisinin zarara uğratılacağı endişesini yumuşak bir deyişle dile getiriyor.

Yerelden evrensele barış köprüsü kurmaya çalışan günümüzün ozanlarından Osman KAYA ise

                                                                   EVRENİ BÜTÜN EDELİM

                                      Kızıl derili Siyah, Arap, Rum, Rus, Ermeni

                                      Gelin evreni savaşsız bir bütün edelim.

                                      Beraber döndürelim bu koca değirmeni,

                                      Doysun çocuklarımız, buğdayı un edelim.

                                   
                                     
Sarılın, nefretin yerini sevgiler alsın,

                                     Bırakın, ezanlar okunsun çanlarda çalsın.

                                     Aydınlıklar uzun olsun, karanlıklar kısalsın,

                                     Geceyi gece edip günü de gün edelim.

                                     Yağmur yerine yere düşmesin kan bir daha,

                                     Dirilmesin kan davası bu töre bir daha.

                                     Gerçek sevmişse verelim beyazı siyaha.

                                     Üç gün üç gece evrensel bir düğün edelim.

diyerek, uluslar arası barışı, dostluğu ön plana çıkarmaya uğraşıyor.

  Necat Bayraktar, dünya halklarının dikkatini Ortadoğu da ki sömürüye dayalı insan katliamlarına çekiyor:

                

                                                            ORTADOĞU

                                   Nixson, Regan, Putin geldi geleli

                                   Aş bile kalmadı ortadoğuda.

                                   Saddam’la Kaddafi öldü öleli

                                   Bush bile kalmadı ortadoğuda.

                                                  Akbabalar kerkenezler geldiler,

                                                  Sınırları kalbur elek deldiler.

                                                  Petrolünü kuşatmaya aldılar,

                                                  Taş bile kalmadı ortadoğuda.

                                 Tel kırıldı sanatçının sazında,

                                 Umut bitti halklarının sözünde,

                                 Anaların, çocukların gözünde,

                                Yaş bile kalmadı ortadoğuda.

                                                Emperyal iştahın cenderesinden

                                                Mezhep kavgasının elif ‘b’sinden

                                                Uçak gürültüsü bomba sesinden

                                               Kuş bile kalmadı ortadoğuda.

                                Kentler enkaz oldu, evler yıkıldı,

                               Tüm halkların geleceği yakıldı.

                               Göç göç oldu, millet yola döküldü,

                               Düş bile kalmadı ortadoğuda.

                  

İnsanlık, şairleri, yazarları, sanatçıları yardımıyla tarihe iz bırakanların ayırdına varabildi.  Becerileriyle toplumun dikkatlerini çekmeyi başaran sanatçılar, yaratıcılığı olan değerli insanlardır. Onlar, düşündüklerini duyumsadıkları biçimde yorumlayıp halkın beğenisine sunmayı iş edinmiş bireylerdir.

 Ses sanatçıları, yüreklere işleyen etkileyici sesleriyle insanları şarkılarla türkülerle buluşturuyorlar.

Ressamlar, izlenimlerini tablolar üzerine taşımanın peşinde koşuyorlar.  

Yontucular, etki alanlarına giren varlıkların heykellerini dikerek tarihe not düşüyorlar.

Çizerler, yarattıkları karikatürlerle yaşamın esintilerini basın yoluyla halka iletiyorlar.

 Sahne sanatçıları, durmadan toplumu hedefledikleri gelişmişlik düzeyine ulaştırma devinimleri içinde çırpınıyorlar.

Kendilerini kültür insanları olarak tanımladığımız yazarlar, çizerler, sanatçılar, toplumların kültür ataşeleri konumundadırlar.

 YAZIN: (Edebiyat) Düşünceyi, duyguları, estetik bir biçimde anlatma sanatıdır. Yazında (edebiyatta)kurguyu ön planda tutan anlayış olduğu gibi coşkuyu önemseyen anlayışta vardır. Günümüzde artık her iki anlayışında yansıtıldığı söz konusudur.

YAZININ, (Edebiyatın)*Şiir *Nesir * Drama türleri vardır:

ŞİİR: Dilin, anlam, ses, ritim öğelerini belli bir düzen içinde kullanma sanatıdır.

*Pastoral:( Kır yaşamını konu alan şiirlerdir.)

*Mesnevi:( Divan yazını öykülerini konu edinen şiirlerdir.)

*Dramatik( Acıklı ya da korkunç olayları gözler önüne seren şiirlerdir.)

*Didaktik:( Öğüt veren, bilgiyi algılatma ereğiyle yazılmış şiir değeri taşımayan koşuklardır.)

*Lirik:( Ozanın içten gelen duygularını, ateşli coşkuyla anlatan şiirlerdir.)

*Epik:( Yiğitlik konularını işleyen etkileyici şiirlerdir.)

*Somut:(Biçimsel kurallara bağlı olmayan şiirlerdir.)

*Deneysel:( Şairin daha önceki biçeminden çok farklı sözcük deneyleri üzerine kurulan şiirlerdir.)

*Metafizik:( Uyuşmazlıkların uyumunu ele alan şiirlerdir.)

*Senfonik:( Müzikte bir konu, olay ya da şiirsel içerikli metinden kaynaklanan orkestral bir formdur.)

*Satirik:( Kişilerin ve nesnelerin gülünç yönlerini ele alan, onları yeren şiirlerdir.) türleri vardır.

Bu denli türleri olan şiir, Türkçe de koşuk, yır, özün gibi sözcüklerle anılsa da dilimizde şiir adı benimsenmiştir. Yazının (Edebiyatın)etkili bir anlatım türüdür.  Şiiri, ’Sözün kalbe işleyen mızrağı.’ diye tanımlayanlar onun etkili bir anlatım tür olduğunu vurgulamış oluyorlar.

NESİR: Yazında(Edebiyatta) dil kurallarından başka hiçbir bağlayıcı hüküm tanımayan düz yazı sanatıdır. *Öykü,* Roman, *Deneme, *Anı,*Makale,*Masal,*Kitap tanıtım yazıları,*Fıkralar,*Gezi notları gibi türleri vardır.

DRAMA: Oyuncular için yazılmış edebi formlardır.

Kültür, Sanat ve Yazın, toplumların esin kaynaklarıdır, anlatımdaki ustalıklarının geleceğe uzanan belgeleridir. Kültür Sanat Edebiyata bu anlamda gereken önem verilmeli, yazarlara, şairlere, sanatçılara devlet desteği esirgenmemelidir. Söz, yazı, gösteri sanatına sınırsız özgürlükler tanınmalıdır.  Rahmi DEDE

                                                                                                                                                  

                                                          

 

                                                      

                                              

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Paylaş | | Yorum Yaz
62 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

AYLANCIĞIM - 10/09/2015
Seni gördüğümde gözlerim yuvalarından fırladı. Ciğer parem, garibim dedim, ritm tutmayan kalbimin acısıyla yere yığıldım. Bir elimle göğsümü ovuştururken diğer elimle sana ulaşmak, seni oradan çekip almak istiyordum.
ARTVİNDE MADEN ÇIKARILMASINA HAYIR EYLEMİ - 11/08/2015
Artvin, fiziki, biyolojik ve ekolojik bakımdan evrensel düzeyde insani özelliklere, estetik ve bilimsel değerlere, doğal zenginliklere sahip bir coğrafyanın adıdır. İnsani duyarlılıklarımızı canlandıran, insanda uyandırdığı soylu duygularla güzel bir
Lozan Konferansı - 02/08/2015
Lozan Konferansı, Türk halkının Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda önemli bir dönemeçtir.
Üyelik Girişi
AS-DER RADYO

ŞİİR KÖŞESİ
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.41405.4357
Euro6.12676.1513
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam10
Toplam Ziyaret29971